Tüp Bebek ‘te Yaşın Önemi Var mı?

 

TÜP BEBEK YAŞ ve FERTİLİTE

Embriyoloji
Tüp bebek

Tüp bebek, Günümüz toplumunda yaş nedenli infertilite gittikçe daha yaygın hale gelmektedir.Kadınların yaklaşık %20’si ailelerini kurmak için 35 yaşından sonrayı beklemektedirler.

Bu eğilim çeşitli faktörlerin etkisi atında gerçekleşmiştir:

1) gebelikten korunma imkanları kolaylaşmıştır

2) daha fazla kadın iş hayatına katılmıştır

3) kadınlar artık daha ileri yaşlarda evlenmektedirler.

4) boşanma oranları yüksektir

5) evli çiftler çocuk sahibi olmak için finansal olarak daha güvenli zamanı beklemektedirler

6) birçok kadın 20’li yaşlar sonlarında ya da 30’lu yaşlar başlangıcında fertilitelerinin azalmaya başladığını fark etmemektedirler.

Medya Yanıltıcı Olur

Ayrıca, medyada duyulan haberler, gebe kalmayı erteleyebileceğinizi ve sonra hazır olduğunuzda yardımcı üreme teknikleri ile gebe kalabileceğinizi düşünmenize neden olabilmektedir. Ancak, infertilite tedavilerinin başarı şansı kadar doğal yolla gebe kalabilme şansınızı da olumsuz yönde etkilemektedir. Örneğin, sağlıklı 30 yaşında biri kadınsanız, her ay gebe kalma şansınız yaklaşık %20’dir. +0 yaşında ise bu oran her ay için sadece %5’dir. Birçok durumda doğal yolla gebe kalma için geçerli olan bu oranlar yardımcı üreme teknikleriniçin de geçerlidir.
Yaşla birlikte, özellikle 35 yaşından sonra, fertilitenin azaldığını bilmek önemlidir (Tablo 1). Günümüzde kadınlar geçmiştekilere göre daha sağlıklı ve kendilerine daha fazla bakmalarına rağmen, fertilitedeki yaşa bağlı düşüş telafi edilememektedir.
Tablo 1. İnfertilite Yaşla Birlikte Artar
İnfertil evli çiftlerin yaş gruplarına göre oranı
Yaş Grubu (yıl)İnfertil yüzdesiÇocuksuz kalma şansı yüzdesi
20-2476
25-2999
30-341515
35-392230
40-442964
Menken J, Trussell J, Larsen U. Age and infertility. Science. 1986: 23:1389.
OVARYUM FONKSİYONU
Tüp bebek Yaşlandıkça, yumurtalıklarınızda yaşa bağlı olarak meydana gelen normal değişiklikler nedeniyle fertilite azalmaktadır. Doğduğunuzda, hayatları boyunca sperm üretebilen erkeklerden farklı olarak, kadınlar tüm hayatları boyunca sahip olacakları tüm yumurtaları taşımaktadırlar. Doğduğunuzda, yumurtalıklarınızda bir milyonun üzerinde yumurtaya sahip olmanıza rağmen, puberte döneminde bu yumurtalardan sadece yaklaşık 300.000’i kalmaktadır.
Puberte dönemindeki yumurtalardan sadece yaklaşık 300 adedi tüm üreme döneminiz boyunca kullanılmakta, geri kalanlar ise atreziye uğramaktadırlar (bozulmaktadırlar). Atrezi, dejeneratif bir olay olup, gebe olmanız, normal menstrüel sikluslara sahip olmanız, doğum kontrol hapı kullanmanız ya da infertilite tedavisi görmenizle ilgisi yoktur. Sigara içmenin atreziyi hızlandırdığı ve erken menopozla bağlantılı olduğu bilinmektedir.
Tüp bebek

Üreme döneminiz boyunca, yumurtalıklarınız her ay bir yumurta bırakır (Şekil 1). Eğer yumurta döllenir ve uterus (rahim) duvarına (endometrium) implante olursa (tutunursa), gebelik oluşur. Eğer gebe kalmazsanız, gebeliğe hazırlık için kanla kalınlaşan endometrial bölüm, menstrüel kanama şeklinde bozulur ve siklus tekrar başlar.

MENSTRÜEL SİKLUS
Menstrüel siklus üç döneme ayrılır: foliküler dönem, ovulatuvar (yumurtlama) dönemi ve luteal dönem.
Foliküler dönem
Foliküler dönem menstrüasyonun ilk günü başlar ve 10-14 gün sürer ve LH yükselmesi ile sonlanır. Foliküler dönemde, beynin bir bölümü olan hipotalamus gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) salgılar. Bu hormon, beynin alt bölümündeki hipofiz bezine folikül stimülan hormon (FSH) salgılamasını bildirir. FSH, yumurtalıklarınızda birkaç folikülün gelişmeye başlamasını başlatır ya da stimüle eder. Bu foliküller olgun olmayan yumurtaları içermektedirler. Bu foliküllerden biri baskın folikül haline gelir ve içerdiği yumurta olgunlaşmaya başlar. Geri kalan foliküller ise gelişimlerini durdurur ve içerdikleri yumurtalar atreziye uğrar (bozulur). Baskın folikül hacim olarak büyür ve kana östrojen salgılar. Yükselen östrojen seviyeleri hipotalamus ve hipofiz bezinin FSH üretimini azaltmasına neden olur.
Ovulatuvar (yumurtlama) dönem
Ovulatuvar dönem LH yükselmesi ile başlar ve baskın folikülden yumurta atılması anlamına gelen ovülasyon (yumurtlama) olayı ile sonlanır. Ovulasyon yaklaştıkça, östrojen seviyesi artar ve bu da hipofiz bezinin fazla miktrda luteinizan hormon (LH) salgılamasını başlatır. LH yükselmesinden yaklaşık 16-32 saat sonra, baskın folikül yumurtayı bırakır (yumurtlama).
Luteal dönem
Luteal dönem ovülasyondan sonra başlar ve genellikle yaklaşık 14 gün sürer. Yumurta atıldıktan sonra, yumurtayı içeren boş folikül kapanır ve korpus luteum olarak bilinen yapıyı oluşturur. Korpus luteum, embriyo implantasyonu (gebelik) için endometriumun hazırlanmasını sağlayan bir hormon olan progesteronu yüksek miktarlarda salgılar. Yumurta, bir sperm tarafından döllendiyse, oluşan embriyo birkaç gün sonra uterusa (rahim) ulaşır ve endometriuma implante olmaya (tutunmaya) başlar. Eğer bir embriyo uterusa tutunmazsa, progesteron seviyeleri azalır. Bu durumda endometrium bozulur, menstrüasyon başlar ve yeni bir siklus başlar.
30’lu ve 40’lı yaşlarda sikluslarınız düzenli olmaya devam etse bile, her ay atılan yumurta 20’li yaşlarda atılanlardan daha düşük kaliteye sahip olacaktır.Bu dönemde jinekoloğunuz, gebe kalabilme kapasitenizi anlamak için ovaryum kapasitenizi belirlemek isteyebilir.
Yumurtalık rezervi
Yumurtalık rezervi, üreme yollarınızda ( fallop tüpleri, uterus, vajina) herhangi bir problem olmadığında, fertilite potansiyelinizi ifade etmektedir. Genellikle yumurtalıklarınızdaki yumurtaların sayı ve kalitesine aynı zamanda ovaryum foliküllerinin beyniniz tarafından verilen hormonal sinyallere ne kadar iyi cevap verdiğine bağlıdır.
Menopoza yaklaştıkça, ovaryumlar FSH ve LH’a daha zayıf yanıt vermeye başlar. Sonuç olarak vücudunuz bu hormonları ovaryumlarınızda yumurta gelişimini başlatmak için üretmektedir. Ovaryumlarınız FSH ve LH’a cevap vermeyi kesince menstrüel sikluslarınız kısalmaya başlar. Ovaryumlarınız her ay bir yumurta üretmeyebilir ve bir period atlanabilir. Yaklaşık 51 yaşında menopoza girdiğinizde, yumurtalıklarınızda çok az ya da hiüç yyumurta kalmamış olacaktır.
Yumurtalık Artımı İçin Ne Gerekli?
Yumurtalık rezervini ölçmek için birkaç test kullanılabilmektedir. Doktorunuz menstrüel siklusunuzun ikinci, üçüncü ya da dördüncü günü kanda FSH seviyenizi belirlemenizi tavsiye edebilir. Yüksek seviyede FSH ovaryan rezervinizin ve gebelik şansınızın az olduğunu gösterir. Ancak, normal seviyede FSH gebelik şansınızın iyi olduğu anlamına gelmez. Yaşınız, gebe kalma potansiyelinizi belirlemede en önemli prediktördür. Ovaryan rezervi ölçen diğer testler klomifen sitrat challenge test (CCCT), kanda inhibin B seviyesi ölçümü ve ultrason ile folikül sayılarının belirlenmesi sayılabilir.
Azalmış ovaryan rezervi genellikle yaşla ilgilidir ve yumurtaların doğal olarak kaybı ve kalan yumurtaların ortalama kalitesindeki düşüşe bağlı olarak gelişir. Ancak genç bayanlarda da, sigara içme, ailesinde erken menopoz hikayesi, yumurtalıklarda geçirilmiş cerrahi operasyon ve bilinen hiçbir risk faktörü olmaksızın azalmış ovaryan rezerv görülebilir.
Genetik Anomaliler
Yaşlandıkça, yumurtalıklarınızdaki yumurtalar da yaşlanır ve genetik anomaliye sahip olma riski artar. Örneğin, Down sendromu gibi kromozomal anomaliler, yaşlı kadınlardan doğan çocuklarda daha sık görülmektedir(Tablo 2).
Tablo 2. Anne Yaşına Bağlı Olarak Yeni Doğanlarda Kromozomal Anomali Riski
Anne yaşı (yıl)Down sendromu için riskKromozomal anomaliler için toplam risk
201/1,6671/526
251/1,2501/476
301/9521/385
351/3781/192
401/1061/66
411/821/53
421/631/42
431/491/33
441/381/26
451/301/21
461/231/16
471/181/13
481/141/10
491/111/8
Ayrıca, yaşlı kadınların yumurtaları döllendiğinde, embriyoların gelişim göstermeme eğilimi daha fazladır. Bu nedenle, 40 yaşın üstündeki kadınlarda düşük riski daha fazladır.

 

Bebek

FERTİLİTEYİ ETKİLEYEN DİĞER FAKTÖRLER

Fertiliteyi etkileyen tek faktör yaş değildir. Partnerinizle olan problemleriniz ya da herhangi jinekolojik ve medikal problemleriniz gebe kalma şansınızı etkiler.
Jinekolojik Durumlar
Uterin fibroidleri ve endometriozis gibi yaşla birlikte ilerleyen ve fertiliteyi etkileyen diğer medikal durumlar da vardır. Cinsel yolla bulaşan hastaloıklara maruz kalmak da fertiliteyi etkileyebilir.
Yaşlanan Erkekte Fertilite
Menopoza girmiş kadınlardaki kadar ani ve farkedilebilir olmasa da erkeklerde de yaşlandıkça fertilite ve seksüel aktivitede değişiklikler gerçekleşir.Bu değişikliklere rağmen, bir erkeğin baba olamayacağı maksimum bir yaş sınırı yoktur çünkü 60’lı ve 70’li yaşlarda genç eşleri ile çocuk sahibi olan erkeklerin varlığı ile kanıtlanmaktadır.
Erkek yaşlandıkça, tetisleri küçülüp yumuşamaya başlar ve sperm morfolojisi (şekli) ve motilitesi (hareketliliği) düşmeye başlar. Ayrıca, spermlerinde gen bozuklukları taşıma riski az miktarda artar. Yaşlanan erkek, seksüel ve üreme fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyebilecek medikal rahatsızlıklar geçirebilir. Erkeklerin hepsi, özellikle de uzun yıllar sağlıklarını koruyanlar, yaşlandıkça üreme ve seksüel fonksiyonlarında belirgin değişiklikler yaşamaz. Eğer bir erkekte libido ya da ereksiyon problemleri varsa doktoru ya da üroloğundan yardım almalıdır. Azalmış libido, düşük testesteron seviyelerinden kaynaklanıyor olabilir.

İNFERTİLİTE DEĞERLENDİRMESİ

Korunmasız olarak ilişkiye girilmesine rağmen gebelik oluşmamışsa infertilite tanısı koyulur. Yaşınız 35 ve üzerindeyse araştırmanızı mümkün olduğunca çabuk başlatmalısınız. Eğer gebe kalmanızı etkileyecek medikal bir probleminiz (amenore, seksüel disafonksiyon, pelvik hastaklık hikayesi ya da cerrahi girişim gibi) varsa infertilite araştırmasına acilen başlamalısınız. Bu araştırma sırasında, ovülasyonu belirlemeye ve fallop tüpleri, serviks ve uterusunuzu araştırmaya yarayacak birtakım testler uygulanacaktır. Partnerinize de semen analizi yapılacaktır. Teslerin birçoğu 3 ay içinde tamamlanabilmekte ve uygun tedaviye tanı konar konmaz başlanabilmektedir.
Yüksek tansiyon ya da diyabet gibi bir rahatsızlığınız varsa gebelik planlanırken doktorunuzla konuşmalısınız. Sağlık problemlerinizin kontrol altında olması önemlidir. Doktorunuz, gebelik oluşmadan önce ilaçlarınızın değişmesini isteyebilir. Yüksek tansiyon ya da diyabetiniz olmasa bile, 35 yaşından sonra gebe kalan kadınlarda bu rahatsızlıklar daha sık görülür. Bu durumda, gebelik süresince özel takip ve testler önerilebilir.
Gebelik öncesi bilgilendirme de yararlıdır. 35 yaş üzerindeki kadınların çocuklarında kromozomal problem riski daha yüksek olduğundan, gebelik planlarken bu riskleri doktorunuz ya da bir genetik uzmanıyla konuşmayı isteyebilirsiniz. Böyle bir durumda, gebelik oluştuktan sonra prenatal tanı testi yapılabilir. Amniyosentez ve koryon villus örneklemesi bu amaçla kullanılan iki prenatal testtir. Kan testleri ve ultrason gibi tarama testleri de bazı doğumsal kusurların belirlenmesinde kullanılabilir. Birçok ebeveyn doğru kararlar verebilmek için gebelik hakkında mümkün olduğunca fazla şey bilmek istemektedir.
TEDAVİ SEÇENEKLERİ VE ALTERNATİFLERİ
Tüp bebek tedavisinde Testler bittiğinde, doktorunuz tedavi seçeneklerini sizinle tartışacaktır. Modern infertilite tedavileri bayanlara birçok seçenek sunabilmektedir. Ancak bu tedavilerin ciddi finansal, duygusal ve sosyal sonuçları olabilir.Bazı çiftler tedaviden vazgeçip evlat edinmeye karar verebilmektedirler.
Yardımla Üreme Teknikleri
İnfertilite için bir neden tanımlandıysa, doktorunuz özel bir yöntem önerebilir. Ancak bazen belirli bir problem belirlenemez ve infertilite nedeni açıklanamaz. Açıklanamayan infertilite durumunda ya da geleneksel tedavi yöntemleri cevap vermediğinde doktorunuz, süperovülasyon ile zamanlı intrauterin inseminasyon (SO/IUI) ya da tüp bebek (İn vitro fertilizasyon-IVF) gibi gelişmiş infertilite tedavi yöntemlerini önerebilir.
Bir SO/IUI siklusunda, yumurtalıklarınızda aynı anda birçok yumurta gelişimini başlatmak için fertilite ilaçları uygulanır. Bu yumurtalar ovülasyon için uygun olduklarında, doktorunuz eşinizin spermlerini direkt uterusunuza (rahim) bırakır. IVF yönteminde (tüp bebek) ise yumurtalarınız toplanır, eşinizin spermleri ile laboratuvarda birleştirilir ve gelişen embriyolar uterusunuza yerleştirilir.
Tüm tedavi yöntemlerinde yaş gebe kalma şansınızı etkilemektedir. 40 yaşın üstündeki kadınlarda SO/IUIile gebe kalma şansı genellikle siklus başına %5’den azdır. 35-40 yaş arası kadınlarda bu oran yaklaşık %10’dur. IVF (tüp bebek) yöntemi daha etkili oolmasına rağmen 40 yaş ve üzeri kadınlarda siklus başına %15 gibi düşük başarı oranları elde edilmektedir. Doktorunuzla, tavsiye edilen tedavi yöntemiyle ilgili başarı şansınızı ve tavsiye edilen tedavi siklusu sayısını konuşabilirsiniz.
BİLGİLENDİRME VE DESTEK GRUPLARI
Hangi yaşta olursa olsun infertilitestresli bir deneyimdir ve bilgilendirme ve destek grupları bu aşamada faydalı olabilir.İnfertilite tanı ve tedavisi kendinizi stresli ve kontrol dışı hissetmenizi sağlayabilir. Üzüntü, kızgınlık, suçluluk, depresyon, şaşkınlık duyguları normaldir. Kaygılarınızı eşinizle, medikal ekiple ve size destek veren diğer kişilerle konuşmanız önemlidir. Bir destek grubuna katılmanız ya da bir terapistten yardım almanız faydalı olabilir. Doktorunuza kimden yardım alabileceğinizle ilgili danışabilirsiniz.
Doç.Dr. Seda KARABULUT
(Histoloji ve Embriyoloji )

Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla