Siyon Protokolleri-3

PROTOKOL – 17 

Avukatlık mesleğinin icrası; soğuk, zâlim, inatçı, karaktersiz insanlar meydana getirir. Bunlar her meseleyi şahsa bağlı olmayan sırf hukukî görüş noktasından ele alırlar. Onların kökleşmiş alışkanlığı her şeyde o işin neticelerinin kamuya faydasına değil, onun maddî mahiyetinin müdafaa yönünden değerine bakmaktır. Onlar çoğunlukla herhangi bir şeyin müdafaasını üzerlerine almayı reddetmezler, hukuk ilminin en ufak bir meselesi üzerinde münakaşalar yaparak her ne bahasına olursa olsun bir beraat kararı almağa uğraşırlar, ve bu suretle adaleti bozarlar. Bu sebepten dolayı biz bu mesleği dar bir çerçeveye sokacağız ve onu umumi icra hizmeti sahası içinde tutacağız. Avukatlar aynen hâkimler gibi davada taraf olan şahıslarla haberleşme yetkisinden mahrum edileceklerdir. Onlar işi sadece mahkemeden alacaklar ve o işi rapor ve belge notları ile tetkik edecekler ve müvekkillerini meydana çıkan hadiselere dair mahkemede sorguya çekilmelerinden sonra müdafaa edeceklerdir. Onlar müdafaanın mahiyetine bakılmaksızın bir ücret atacaklardır. Bu durum takibat yararına raportör olacak savcıya karşı onları yalnız adalet yararına hukuk mesleği icra eden raportörler durumuna getirecektir. Bunlar mahkemelerde işleri kısaltacaktır. Bu yol ile şahsî menfaattan değil, kanaat getirmek suretile yürütülen dürüst, tarafsız bir müdafaa uygulaması tesîs edilecektir. Bu aynı zamanda sadece en fazla para veren tarafı kazandırmak hususunda anlaşmak için avukatlar arasındaki bozuk pazarlık alışkanlığını da ortadan kaldıracaktır. Uzun zamandan beri Yahudi Olmayanların papaz sınıfını itibarden düşürmek ve bu suretle onların dünya üzerindeki faaliyetlerini yıkmağa dikkat ediyoruz. Onlar bize bu günlerde hâlâ büyük bir engel olabilirler. Günden güne onların dünya halkları üzerindeki tesiri azalıyor. Vicdan hürriyeti her yerde ilân edilmiştir. Bu sebeple şimdi bizi Hıristiyan dîninin tamamen yıkılması ânından ayıran müddet; sadece seneler ile ifade edilecek kadar kalmıştır. Diğer dinler için de böyledir. Bununla beraber onlarla uğraşmada daha az müşkülâtımız olacaktır. Fakat bundan şimdi 
bahsetmek mevsimsizdir. Biz siyasette kilisenin nüfuzunu ve kilisenin siyasette yer almasını müdafaa edenleri, eski gelişmelerine nisbeten geriye götüren dar çerçevelere koyacağız. Papalık sarayını yıkma zamanı nihayet gelince görünmez bîr elin parmağı milletleri bu saraya karşı sevk edecektir. Bununla beraber milletler onun üzerine atıldığı zaman biz sanki fazla kan dökülmesini önlemek istiyormuşuz gibi onun müdafileri kisvesinde ileri çıkacağız. Bu oyalama ile biz onun bütün iç kısımlarına gireceğiz ve emin olun kî bu mevkiin bütün kuvvetini kemirinceye kadar asla bir daha dışarı çıkmayacağız. Yahudilerin kralı dünyanın gerçek papa’sı, enternasyonal kilisenin atası olacaktır.  
Fakat biz, gençliği yeni geleneksel dinler için ve müteakiben bizim dinimiz için yeni baştan eğitirken aradaki zaman zarfında mevcut kiliselere açıktan açığa dokunmayacağız. Fakat biz onlara karşı, ayrılık meydana getirecek şekilde plânlanmış tenkitçilik yolu ile savaşacağız. Umumiyetle bizim çağdaş basınımız; o zaman devamlı olarak ancak bizim hünerli kabilemizin istidatlı kimseleri tarafından yapılabilecek tarzda her vasıta ile onların nüfuzunu azaltmak için en karaktersiz ifadeler kullanarak devlet işlerini, dinleri, Yahudi Olmayanların kabiliyetsizliklerini tenkid etmeğe devam edecektir. Biz herşeyi resmî polis teşkilatının yardımı olmaksızın göreceğiz. Bu teşkilât, Yahudi Olmayanların kullanması için bizim dikkatle hazırladığımız yetki genişliği içinde hükümetlerin görüşünü engellemektedir. Bizim programımızda devlete gönüllü olarak hizmet etme prensibi ile teb’amızın üçte biri diğerlerini bir vazife anlayışı ile gözetleme altında tutacaktır. O zaman bir casus ve gammaz olmak bir ayıp olmayacak bîr meziyet olacaktır. Bununla beraber asılsız ithamlar merhametsizce cezalandırılacaktır kî bu yetkinin sui istimali çoğalmasın. Ajanlarımız; cemiyetin hem alt tabakalarından hem de üst tabakalarından, vakitlerini eğlence ile geçiren idareci sınıftan, yazarlardan, matbaacılardan ve yayınevi sahiplerinden, kitabevi sahiplerinden, kâtiplerden ve satıcılardan, işçilerden, arabacılardan, hademelerden vesaireden alınacaktır. Bu topluluk hiçbir yetkiye sahip olmayacak ve kendi hesabına hiçbir faaliyette bulunmasına izin verilmeyecektir. Bunun neticesi olarak hiçbir kuvveti olmayan bir polis teşkilâtı olarak sadece şahit olacak ve ihbar edecektir. Onların ihbarlarının tahkiki ve tevkif kararı verme yetkisi sorumlu bir gruba ait olacak ve onlar polis işlerini kontrol edeceklerdir. Bununla beraber tevkif kararının fiilen infazı jandarma ve belediye polis teşkilâtı tarafından yapılacaktır. Devlet meseleleri ile alâkalı herhangibir şeyi görüp veya duyup da haber vermeyen şahısların gizleme cürmünü işlediği isbat edilecek olursa bununla itham edilip sorumlu tutulacaklardır. Tam bu günlerde bizzat kendi aile veya üyelerinin KABAL’a aykırı herhangibir şey yaptıklarını farkeden biraderlerimizin onların kabal’dan 
çıktıklarını ihbar etme tehlikesine girmeğe mecbur tutuldukları gibi, bütün dünya üzerindeki krallığımızda da bütün teb’arruz için devlete bu yönde hizmet vazifesi yapmak mecburi olacaktır. Böyle bîr teşkilât yetki ve kuvvet sui istimallerini, rüşvetçiliği, telkinlerimiz vasıtası ile insanların üstün hakları şeklindeki nazariyelerimiz île Yahudi Olmayanların âdetleri arasına soktuğumuz her şeyi tamamen ortadan kaldıracaktır. Fakat biz başka türlü nasıl onların idaresi ortasında karışıklık sebeplerini önceden hazırlayarak artırabilirdik? Bu metodlar arasında en önemlilerinden bîri düzeni yenileme İçin kullanılan ajanların inatçı bir şekilde kendini beğenmişlik, yetkinin sorumsuzca kullanılması ve en başta rüşvetçilik gibi kötü temayüllerinin gelişme ve ortaya çıkmasını engellemek için elverişli durum bulacak şekilde tâyin edilmeleridir.  PROTOKOL – 18 
Otoritenin İtibarı için en öldürücü zehir olan gizli polis teşkilâtının sıkı tedbirlerini daha kuvvetlendirmek bizim için zarurî hale geldiği zaman biz, taklit karışıklıklar düzenliyeceğiz veya güzel konuşan konuşmacıların işbirliğinde ifadesini bulan bazı hoşnutsuzluk gösterilerinde bulunacağız. Bu konuşmacıların etrafında onların sözlerine yakınlık duyan herkes toplanacaktır. Bu durum Yahudi Olmayanların polis teşkilatı arasında bulunan hizmetkârlarımız vasıtası ile bize evlerde arama yapma ve gözaltında tutma bahaneleri verecektir. Konuşmacıların çoğu eğlence sevgisi ve konuşma uğruna hareket ettiklerinden açıktan açığa bir davranışları olmadıkça onlara dokunmayacağız. Sadece onların arasına gözetleyici elemanlar sokacağız. Hatırlanmalıdır ki eğer kendisine karşı sık sık suikastler meydana çıkarırsa o otoritenin itibarı azalır. Bu durum onun zaafiyeti ve daha kötüsü adaletsizliği fikrini hatıra getirir. Biliyorsunuz ki bizim koyun sürümüzün kör koyunları olan ajanlarımız vasıtası ile Yahudi Olmayan kralların hayatlarına karşı sık sık suikastlar yaparak onların nüfuzunu kırdık. O ajanlar ki birkaç liberal cümle onları kolayca cürüm İşlemeğe sevkeder. Yeter ki o cümleler politik renklerle boyanmış olsun. Biz hükümdarları gizli polis teşkilatının tedbirlerini açıkça ilân etmekle zaafiyetlerini kabule icbar etmekteyiz ve bu suretle de otoriteyi yıkıma sürükleyeceğiz.  
Bizim hükümdarımız sadece ufak bir muhafız birliği tarafından gizlice korunacaktır. Çünki biz kendisinin mücadele etmeğe kuvvetinin yetmeyeceği veya saklanmağa mecbur kalacağı şekilde kendisine karsı bir ayaklanma olabileceği düşüncesini kabul etmeyeceğiz.
Yahudi Olmayanların yaptığı ve yapmakta olduğu gibi eğer biz de bu düşünceyi kabul edersek hükümdarımız için olmasa bile uzak olmayan bir tarihte onun hanedanı için bu sebepten dolayı bir ölüm hükmü imza etmiş 
olurduk. 
Bizim hükümdarımız titizlikle uygulanan dış görünüşüne göre iktidarını sadece milletin menfaatına kullanacak, kendisinin ve hanedanının çıkarını düşünmeyecektir. Bundan dolayı bu durumun müşahadesi ile onun otoritesi bizzat teb’ası tarafından hürmet görecek ve korunacaktır. Bu şekilde bir açıktan açığa koruma onun kuvvetinin teşkilatlanmasındaki zaafiyeîi isbat eder. Hükümdarımız daima halk arasında zahiren meraklı görünen erkek ve kadınlardan teşekkül eden bir kitle tarafından kuşatılacaktır. Bunlar onun etrafında görünüşte bir tesadüf neticesi imiş gibi ön safları işgal edecekler ve saygısız bir şekilde olan diğer safları geride tutarak iyi bir düzen içinde gibi göstereceklerdir. Bu durum diğer saflar içinde de intizamlı durma numunesi olacaktır. Eğer bir dilekçe sahibi halk arasında görünüp saflar arasından yol açmağa çalışarak dilekçesini hükümdarın eline vermek isterse ön saftakiler bu dilekçeyi alarak dilekçe sahibinin gözlerinin önünde ona vermelidirler ki herkes verilen şeyin yerine ulaştığını ve bunun neticesi olarak da bizzat hükümdarın kontrola tâbi olduğunu bilsin. İktidar hâlesinin mevcudiyeti halkın «kral bundan haberdar olsaydı» veya «kral bunu işitecek» diyebilmesini gerekli kılar. Resmî gizli polis teşkilâtının kurulması ile otoritenin mistik itibarı kaybolur, muayyen bir cür’et meydana gelir ve herkes kendini onun efendisi sayar. Hükümete karşı serkeşlik satan kimseler otoritenin kuvvetinin farkındadırlar ve ne zaman bir fırsat çıkarsa otoriteye karşı suikast yapacakları anı gözlerler. Biz Yahudi Olmayanlara başka şeyler telkin ettik. Fakat her hadise gizli polis teşkilâtının onları nerelere götürdüğünü görmemizi mümkün kıldı. Bize karşı suç işleyenler ciddî bir temele istinad etsin veya etmesin ilk şüpheler ürerine evkif edileceklerdir. Siyasî bir kabahat veya cürüm işlediğinden şüphelenilen bir şahsa muhtemel bir hata yapma korkusu ile kaçma fırsatı verilmesine müsaade edilemez, Çünki bu mevzularda biz tam mânası ile merhametsiz olacağız. Eğer müsamaha göstererek basit cürümlerde suçun saik ve sebepleri üzerinde durmayı kabul etmek mümkün olsa bile hükümetten başka kimsenin bir şey anlamayacağı meselelerle meşgul olan kimseler için affedilme imkânı yoktur ve hiçbir hükümet de gerçek siyaseti anlayamamıştır.  PROTOKOL – 19 
Politikada bağımsız olarak ferden çalışmaya müsaade etmiyorsak da diğer taraftan haikın durumunu düzeltmek hususunda her çeşit projeleri gözden geçirmek için hükümetlere teklifleri ihtiva eden her türlü haber ve dilekçe verilmesini teşvik edeceğiz. Bu durum bize teb’amızın kusurlarını ve sair hayallerini açıklayacaktır. Biz ya o işi yaparak veya yanlış hükme varan kimsenin kısa görüşlülüğünü İsbat ederek tedbirli bir şekilde onları cevaplandıracağız. Hükümete karşı serkeşlik satma, bir fil karşısında bir fino köpeğinin kesik 
kesik havlamalarından başka bir şey değildir. Sağlam teşkilatlanmış bir hükümet için, polis bakış açısında değil fakat halk bakış açısında, fino köpeği fil karşısında kendi kuvvet ve ehemmiyetinin ne olduğunun tam bir bilmezliği içinde havlar, ikisinin ehemmiyet nisbetini gösterecek. İbret almaktan başka bîr şeye onun ihtiyacı yoktur ve file gözleri iliştiği an fino köpekleri havlamayı kesip kuyruk sallayacaklardır. Politik cürümler ile kahramanlık yapmanın itibarını kırmak için biz onları duruşmaya hırsızlık, cinayet ve her çeşit kötü ve ahlâksızca cürümleri işleyenlerle aynı kategoride göndereceğiz. Kamuoyu o zaman kendi telakkileri içinde bu cürüm kategorisini diğerleri ile aynı utanç vericilik ile bağlayacak ve onu da aynı ayıp ile damgalayacaktır. Yahudi Olmayanları isyan ile mücadele etmede bu vasıtaları kabul etmekten engellemek için elimizden geleni yaptık ve umarım ki başarı kazandık. Bu sebeple îdi ki basın vasıtası ile ve dolaylı olarak tarihe dair zekice derlenmiş okul kitaplarındaki ifadeler ile isyan çıkardıkları iddia ve kabul edilen kimseleri âmme menfaatına mazlumlar olarak ilân ettik. Bu ilânlar liberal kimseler grubunu artırdı ve Yahudi Olmayanlardan binlercesini bizim sığır sürümüzün arasına kattı.  PROTOKOL – 20 
Bugün mâlî programa temas edeceğiz ki onu plânlarımızın en zor, tamamlayıcı ve kesin noktası olarak sözlerimin sonuna bıraktım. Bu bahse girmeden evvel topyekûn faaliyetimizin rakamlar meselesine dayandığını îmâ yolu ile zaten söylemiş bulunduğumu size hatırlatmak isterim.  
Krallığımızı kurunca otokratik hükümetimiz kendisinin bir baba ve koruyucu rolü oynadığını hatırlayarak kendini koruma prensibi içinde halk kitlelerine budalaca vergiler yüklemekten kaçınacaktır. Fakat devlet teşkilâtı pahalı işler. Bu yüzden ihtiyacı olan parayı elde etmek zarurîdir. Bundan dolayı bu mevzuda muvazene meselesi üzerinde hususi bir ihtiyatla durulacaktır. Hükümdarlığımızda kral, devletindeki her şeyin kendisine ait olduğu hukuki faraziyesinden istifade edecektir (kî bu faraziye kolaylıkla gerçekleştirilebilir). Kral, devlet içindeki tedavüllerini düzenlemek için her çeşit meblağın tümünü kanunen müsadere etme yoluna başvurma yetkisine sahip olacaktır. Bundan şu sonuç çıkar ki vergilendirme; mallar üzerine matrah arttıkça nisbeti de artan bir vergi olarak konulacaktır. Bu tarzda ödenmesi gereken kısım kimseyi zorlamadan ve perişan etmeden mal yekûnunun bir yüzdeki şeklinde ödenecektir. Zenginler bilmelidirler ki fazla mallarının bir kısmını devletin tasarrufuna bırakmak kendilerinin vazifesidir. Çünki devlet onların mallarının kalan kısmının mal emniyetini ve dürüst kazanç hakkını garanti eder. Dürüst diyorum çünki mal üzerindeki kontrol kanunî temele dayalı soygunculuğu ortadan kaldıracaktır.  
Bu sosyal reform yukardan gelmelidir. Çünki bunun zamanı gelmiştir. Bu bir sulh taahhüdü olarak zarurîdir. Fakirler üzerine vergi bir ihtilâl tohumudur ve ufağın peşine düşmek suretile büyüğü kaybederek devletin zararına işler. Bundan tamamile ayrı olarak sermayedarlar üzerine bir vergi yüklenmesi bizim bu günlerde Yahudi Olmayan hükümetlerin kuvvetine yâni onların devlet mâliyelerine karşı muvazene olarak serveti topladığımız hususi ellerde servet artmasını 
azaltır. 
Sermayeye göre bir yüzde nisbetî içinde artan bir vergi, şimdiki ferde bağlı vergi veya emlâk vergisinden daha fazla bir gelir getirecektir. Bu, şimdi bize yalnız bir sebepten faydalıdır ki Yahudi Olmayanlar arasında rahatsızlık ve hoşt nutsuzluk uyandırır. Kralımızın dayanacağı kuvvet, muvazene ve sulh garantisini içinde bulundurur. Çünki bu şeyler uğruna devlet makinesinin işleyişini sağlamak için sermayedarların gelirlerinden bir kısmını ödemeleri zarurîdir. Devlet ihtiyaçları yük hissetmeyen ve ondan yeteri kadar faydalanan kimseler tarafından karşılanmalıdır. Böyle bir tedbir fakirlerin zenginlere karşı kinini yok edecektir. Çünki fakir onda devlet için lüzumlu mâlî bir destek, sulh ve refah teşkil eden bir durum görecektir. Çünki o bu şeyleri elde etmek için lüzumlu vasıtaları zenginlerin ödediğini müşahade edecektir. Eğitim görmüş sınıflardan olan vergi mükelleflerinin yeni ödemeler üzerine kendilerini çok fazla üzmemeleri için bu ödemelerin tahsis edildiği yerlerin tüm hesapları, hükümdar makamının ve idarî müesseselerin ihtiyaçları için tahsis edilecek olanlar gibi meblağlar hariç olmak üzere, kendilerine verilecektir. Hükümdarlık eden kimse kendisine ait hiçbir mala sahip olmayacaktır. Çünki devletteki her şey onun mal varlığını temsil eder. Başka türlü olsaydı birbirine zıt iki durum olurdu. Hususi servete sahip olma durumu, herkesin umumi malındaki kendisinin mülkiyet hakkını yok ederdi. Hükümdarlık eden şahsın akrabaları devlet imkânları, kaynakları, mâlî vasıtaları ile bakılacak olan mirasçıları hariç olmak üzere devlet memurları saflarına girmeli veya mülkiyet hakkı elde etmek için çalışmalıdırlar. Kraliyet kanından olma imtiyazı hazîneyi soymaya hizmet etmemelidir.  
Satın alma, para makbuzu, veya miras alma, matrah yükseldikçe nisbet yükselen bir pul vergisine tâbi olacaktır. İsmen titiz bir şekilde kaydedilecek olan bu verginin ödendiği isbat edilmeden nakit veya gayrınakit bir mal devredilmesi halinde maltn eski sahibi bu transfer ânından devir işleminin bildirilmesinden kaçınmanın ortaya çıkarılmasına kadar geçen müddet için vergi üzerine faiz ödemekle yükümlü tutulacaktır. Devir işlemine dair vesikalar her hafta isim, soyadı ve malın eski ve yeni sahiplerinin daimi ikametgâhlarına dair kayıtlarla mahalli 
hazine dairesine sunulmalıdır. Bu devir işleminin ismen kaydedilmesi lüzumlu şeylerin alım satımının mûtad masraflarını geçen muayyen bir meblağdan başlamalıdır. Bu masraflar ise sadece birimin muayyen bir yüzdesi şeklinde bir damga vergisine tâbi olacaktır. Şimdi bu gibi vergilerin Yahudi Olmayan devletlerin gelirlerinin kaç misli olacağını siz tahmin edin. Devlet mâliyesi muayyen bir miktar ihtiyat meblağı bulundurmaya mecbur olacak ve toplanan vergilerden bu miktarı aşan kısmı tedavüle sokulacaktır. Bu meblağlar ile umuma ait işler düzenlenecektir. Bu çeşit işlerde teşebbüs, devlet kaynaklarından meydana gelecek ve çalışan sınıfı devlet menfaatlarına ve hükümdarlık eden kimselere kuvvetle bağlayacaktır. Aynı meblağlardan bir kısmı da icad ve verimlilik için mükâfat olarak ayrılacaktır. Hiçbir suretle yukardaki muayyen ve serbestçe hesaplanan meblağların bir tek bîrimi dahî devlet hazinesinde alıkonulmayacaktır. Çünki paranın mevcudiyeti tedavül etmek içindir ve herhangîbir çeşit para durgunluğu devlet makinesinin işleyişine yıkıcı bir tesir yapar. Çünki o yağlama yağıdır. Yağlamadaki durgunluk mekanizmanın muntazam işleyişini durdurabilir.  
Mübadelenin bir kısmı yerine faizli senetlerin ikame edilmesi kesinlikle bu durgunluğu meydana getirmektedir. Bu halin neticesi zaten kâfi derecede görülebilmektedir. Biz bir de hesap mahkemesi kuracağız. Orada hükümdar henüz hesabı tamamlanmamış olan câri ayın hesabı ve henüz tevdi edilmemiş olan evvelki ayın hesabı müstesna olmak üzere devlet gelir ve giderlerinin tüm hesabını her ân bulacaktır. Devleti soymada menfaati olmayacak tek ve yegâne şahıs onun sahibi olan kimsedir; yâni hükümdar. Bu sebepledir ki onun şahsî kontrolü sızıntı ve israf imkânlarını ortadan kaldıracaktır.
Hükümdarın kontrol ve tetkike zaman bulabilmesi için çok kıymetli vaktini alan âdabı muaşeret uğruna kabul merasimierindeki temsilî görevi kaldırılacaktır. O zaman onun iktidarı tantana ve ihtişam kazanmak için tahtı kuşatan ve devletin umumi menfaatlarını gözetmeyip yalnız kendi menfaatlarını gözeten her devrin adamı olan gözde kimseler arasında parçalanıp bölüştürülmeyecektir. Yahudi Olmayanlar için meydana getirmekte olduğumuz ekonomik krizler parayı tedavülden çekmekten başka vasıtalarla meydana getirilmiş değildir. Devletlerden parayı çekerek muazzam sermayeleri hareketsiz hale getirdik. O devletler ki borç almak için daima o durgun sermayelere müracaat etmeğe mecbur oluyorlardı. Bu borçlanmalar faiz ödemeleri ile birlikte devletlerin mâliyelerine yüklendi ve onları bu sermayelere bağlı köleler yaptı. Sanayiin küçük sermaye sahiplerinin elinden çıkarak büyük sermayedarların elinde toplanması, halkların ve onlarla beraber 
devletlerin de bütün enerjisini tüketti. Şimdiki durumda paranın tedavüle çıkarılması umumiyetle fert başına ihtiyaçlara uygun bir şekilde değildir ve bundan dolayı işçilerin bütün ihtiyaçlarını karşılamaz. Paranın tedavüle çıkarılması nüfusun artışına uygun olmalıdır ve bu suretle çocuklar da mutlaka doğdukları günden itibaren para istihlâk eden kimseler olarak addedilmelidirler. Tedavülün düzeltilmesi bütün dünya için mühim bir meseledir. Biliyorsunuz ki altının ölçü birimi olması, onu kabul eden devletlerin mahvına sebep olmuştur. Çünki o, para için talepleri karşılamaya muktedir bulunmamaktadır. Ayrıca bu talepleri karşılayamasın diye biz altını tedavülden mümkün olduğu kadar kaldırmaktayız. Bizim ölçü birimimiz olarak çalışan insan gücünün fiyatı ortaya konmalıdır, bu birim kâğıt ile de hesaplansa odun ile de. Biz para tedavülünü her doğumu miktara ekleyerek ve her ölümü o miktardan çıkararak teb’adan her bir kimsenin normal ihtiyaçlarına uygun bir şekilde 
yapacağız. 
Hesaplar büyük veya küçük idare merkezlerinin her biri tarafından idare edilecektir.  
Devlet ihtiyaçları için para ödemelerinde gecikmeler olmasın diye bu gibi ödemelerin tutan ve şartları hükümdarın karan ile tesbit edilecektir. Bu durum bîr bakanlık tarafından bir müessesenin diğerlerinin zararına korunmasını ortadan kaldıracaktır. Gelir ve gider bütçeleri yan yana icra edileceklerdir ki uzak olarak birbirlerine karanlık hale gelmesinler. Yahudi Olmayanların mâli müessese ve prensiplerinde öne süreceğimiz reformları, kimseyi korkutmayacak şekillerde kisvelere sokacağız. Yahudi Olmayanların karışıklıkları ile mâli işlere soktukları düzensiz karanlığın neticesinde reformların lüzumuna işaret edeceğiz. Bu karışıklıkların birincisi ilerde göstereceğimiz gibi onların tek bir bütçe hazırlayarak başlamalarıdır ki bu bütçe aşağıdaki sebep yüzünden seneden seneye artar: bu bütçe senenin yarısına kadar sürüklenir, sonra onlar işleri düzeltecek bîr bütçe talep ederler ve bunu üç ayda harcarlar, bundan sonra ek bir bütçe isterler ve bütün bunlar bir tasfiye bütçesi ile sona erer. Fakat müteakip yılın bütçesi bütün ilâvelerin yekûnuna göre hazırlandığından normalden senelik ayrılma bîr yıl içinde yüzde elliye kadar ulaşır, ve böylece yıllık bütçe on yılda üç misli olur. Yahudi Olmayan devletlerin dikkatsizlik ile müsaade ettikleri bu gibi metodlar yüzünden onların hazineleri boştur. Borçların dönemleri birbirini takip etmekte ve bunlar kalanı bitirmekte ve Yahudi Olmayan bütün devletleri iflâsa götürmektedir. 
Tam olarak anlıyorsunuz ki Yahudi Olmayanlara telkin ettiğimiz bu çeşit ekonomik tertipleri biz tatbik edecek değiliz. Her çeşit borç alma, devletin zayıflığını ve devlet yetkilerinin anlaşılmasının eksikliğini isbat eder. Ödünç alma durumları teb’alarından geçici bir vergi alma yerine el açarak bankerlerimize gelip dilenen hükümdarların başlarının üzerinde bir Demokles’in kılıcı gibi asılıdır. Haricî borçlanmalar öyle sülüklerdir ki kendi kendilerine düşmedikçe veya devlet onları fırlatıp atmadıkça devletin vücudundan kaldırılmalarına imkân yoktur. Fakat Yahudi Olmayan devletler onları koparmaz, kanlarını akıtıp kurutarak kaçınılmaz bir şekilde yok olmaları İçin gönüllü olarak kendi üzerlerine onlardan daha fazla koymakta israr ederler. Gerçekten esasında bir borçlanma ve bilhassa bir dış borçlanma nedir? Bir borçlanma borç alınan sermaye meblağı üzerine bir yüzde nisbetinde faiz ihtiva eden tahvil çıkarılmasıdır. Eğer borçlanma yüzde beş nisbetinde bir yükümlülük taşırsa bu halde yirmi sene içinde devlet borç alınana eşit bir meblağı boş yere faiz olarak öder. Bu durum kırk sene içinde iki misli, altmış senede üç misli meblağ ödemesine varır ve bunlarla beraber borç ödenmemiş bir borç olarak kalır. Bu hesaptan açıkça anlaşılır kî herhangîbir çeşit fert başına vergilendirme ile devlet, vergi ödeyen fakirlerin son kuruşlarını kendi ihtiyaçları için faizsiz olarak toplayacağı yerde borç para aldığı zengin yabancılar ile hesaplaşmak için ceplerinden almaktadır. Borçlanmalar dahilî kaldığı müddetçe Yahudi Olmayanlar sadece paralarını fakirlerin ceplerinden zenginlerin ceplerine aktardılar. Fakat biz borçlanmaları haricî sahaya devretmek için gerekli bütün şahısları satın aldığımız zaman devletlerin bütün serveti bizim kasalarımıza aktı ve Yahudi Olmayan herkes bize teb’a vergisi ödemeğe başladı. Eğer tahtlarında oturan Yahudi Olmayan kralların devlet işleri hususunda sathî olmaları ve bakanların rüşvet almaları veya hükmetme mevkiindeki diğer şahısların malî mevzular üzerindeki anlayış noksanlığı onların memleketlerini bizim hazînelerimize ödenmesi tamamen imkânsız miktarlarda borçlu yapmış ise bu durum bizim büyük zahmetlerimiz ve para masraflarımız olmaksızın başarılmış değildir. Biz para durgunluğuna müsaade etmeyeceğiz ve bundan dolayı devletin bütün kuvvetini emip bitiren sülüklere faiz ödemesi olmasın diye yüzde bîr faizli dizi hariç olmak üzere faizli devlet tahvili olmayacaktır. Faizli senet tedavüle çıkarma yetkisi, münhasıran sanayi şirketlerine verilecektir ki bunlar kârlarından ödeme yapmada müşkülat çekmezler, halbuki devlet bu şirketler gibi borç alınan para üzerine kâr yapamaz. Çünki devlet harcamak için borç alır işte kullanmak İçin değil. Sanayi senetleri hükümet tarafından da satın alınacaktır ki böylece o şimdiki borçlanma işlemleri ile faiz Ödeyici olmak durumundan faiz karşılığı para borç veren durumuna geçecektir. Bu tedbir para durgunluğunu, asalak kârları ve tembelliği önleyecektir. Yahudi Olmayanların bağımsız oldukları müddetçe onların arasında bunların hepsi bizim için faydalı idi. Fakat bunlar bizim hükümdarlığımız altında arzu edilen şeyler değildirler. 
Yahudi Olmayanların bizden faizli olarak borç almaları ve bu paraların hepsinin bizimle hesap görmek için aynen ve üstelik faiz de eklenerek kendi devletlerinin cebinden alınması gerekeceğini hiç düşünmemeleri vakıasında belli olduğu gibi onların safi vahşi hayvan beyinlerinin düşünce kuvvetinin gelişmemiş olduğu ne kadar açıktır. İhtiyaçları olan parayı, bizzat kendi halklarından almalarından daha basit ne olabilirdi? Fakat bizim onlara, borçlanma mevzuunu hattâ bunda kendileri için bir menfaat görecekleri bir ışık içinde sunmak yolunu bulmuş olmamız, bizim seçilmiş dimağımızın zekâsının isbatıdır. Yahudi Olmayan devletler üzerinde yaptığımız denemeler ile kazandığımız yüzyılların tecrübeleri ışığında vakti gelince ortaya çıkaracağımız hesaplarımız açıklık ve kesinlikle ayırdedîlecek ve bir bakışta herkese icatlarımızın faydalarını gösterecektir. Bunlar bizim Yahudi Olmayanlar üzerindeki hâkimiyetimizi borçlu olduğumuz fakat bizim krallığımızda müsaade edilemez olan bu kötü işlere bir son verecektir.  
Muhasebe sistemimizin etrafını öyle manialarla çevireceğiz ki ne hükümdar ne de en önemsiz devlet memuru meydana çıkarılmaksızın en ufak bir meblağı bile tahsis edildiği yerden saptırmak veya muayyen faaliyet plânında bir kere tesbit edilmiş olandan başka bir tarafa çevirmek durumunda olmayacaktır. Muayyen bir plân olmaksızın hüküm sürmek imkânsızdır.
Bir vakitler devlet işlerinden başka tarafa çekmek için kendilerine temsilî kabul merasimleri, âdabı muaşeret kaidelerine riayet etme ve eğlenceler tavsiye ettiğimiz Yahudi Olmayan hükümdarlar sadece bizim hâkimiyetimizin paravanaları idiler. Hükümdarların gözüne giren kimselerin ajanlarımızın kendileri için çizdiği faaliyet sahasındaki beyanları o hükümdarların yerine geçerek her zaman istikbalin ekonomileri ve ileriye ait gelişme hususunda va’dler ile kısa görüşlü kafalara memnunluk vermişlerdir. Ne ile ekonomi? Yeni vergiler ile mî? Bunlar sorulabilirdi. Fakat bizim beyanatımızı ve tasarılarımızı okuyanlar bunları sormadılar. 
Bu dikkatsizliğin onları nereye götürdüğünü, halkların hayret verici çalışmalarına rağmen onların nasıl bir mâlî düzensizlik zirvesine vardıklarını biliyorsunuz,
 PROTOKOL – 21 
Son toplantıda bahsettiğim dahilî borçlanmaların şimdi teferruatlı bir izahını ilâve edeceğim. Haricî borçlanmalar bizi Yahudi Olmayanların millî paraları ile beslemekte olduklarından onlara dair daha fazla bir şey söylemeyeceğim, Fakat bizim devletimiz için yabancılar yâni haricî hiçbir şey olmayacaktır. 
Yahudi Olmayan hükümetlere hepsi o devletlerin ihtiyacı olmayan borç paralar vererek o paraları iki misli, üç misli ve daha fazla olarak geri almak hususunda, idarecilerin rüşvet almalarından ve hükümdarların gevşekliklerinden istifade ettik. Kimse bize böyle bir şey yapabilir miydi? Bundan dolayı ben sadece dahilî borçlanmaların teferruatından bahsedeceğim.  
Devletler böyle bir borçlanma yapılacağını ilân eder ve tahvilleri yâni faizli senetleri için iştirak taahhüdü açarlar. Herkes alabilsin diye fiyatlar yüzden bine kadar tâyin edilir ve ilk iştirak taahhüdünde bulunanlar içîn iskonto yapılır. Ertesi gün herkesin onları satın almak içîn acele ettiği iddia edilerek sunî vasıtalarla onların fiyatları yükseltilir. Birkaç gün içinde hazine kasalarının dolduğu ve kullanabileceklerinden fazla para mevcut olduğu söylenir. (ondan sonra neden alınsın). İştirak taahhütlerinin tedavüle çıkarılacak borç senetlerini birkaç kat geçtiği iddia edilir. Bu yalanlar içinde bütün merhaleler sonuçlandırılır. Onlar derler ki baksana hükümetin tahvillerine ne kadar güven gösterildi. Fakat komedi oynanırken gerçek ortaya çıkar ki bir zimmet, hem de gayet ağır bir zimmet meydana getirilmiştir. Faîz ödemeleri için yeni borçlanmalara baş vurma zarurî olur ki bunlar da ana borcu ortadan kaldırmaz sadece ona eklenirler. Bu kredi tükenince borcun değil yalnız faizin dahî karşılanması için yeni vergiler zarurî olur. Bu vergiler de bîr zimmeti kapamakta kullanılan bir zimmettirler. Sonra tahvillerin değiştirilmesi zamanı gelir fakat bunlar borcu karşılamaksızın faiz ödemesini azaltır ve bunun yanında borç verenlerin müsaadesi olmadan yapılamazlar. Değiştirme ilânı üzerine bir teklif yapılır ki tahvillerini değiştirmek istemiyenlerin paraları iade edilecektir. Eğer herkes İsteksizliklerini beyan edip paralarını geri isteseydi hükümet kendi kazdığı çukura düşecek, iflâs durumuna gelecek ve teklif ettiği paralan ödemeğe muktedir olamıyacaktı. Yahudi Olmayan hükümetler, teb’alannın malî işlere dair hiçbir şey bilmemeleri ve onların değiştirmeden hasıl olacak kaybı ve faiz azalmasını paralarının başka yatırımlar için tehlikeye atılmasına tercîh etmeleri sayesinde birçok vakitler omuzlarından birkaç milyonluk yükü atmaya muktedir olmuşlardır.  
Bu günlerde haricî borçlanmalar için Yahudi Olmayanlar bu oyunları oynıyamıyorlar. Çünki biliyorlar ki biz paramızın tamamını geri isteyeceğiz.  
Bu suretle kabul edilen bir iflâs birçok memleketler için halkların menfaatları ile onlara hükmeden kimseler arasında herhangibir vasıta bulunmadığının en sağlam isbatı olacaktır. Şu ve müteakip nokta üzerine hususi bir dikkat toplamanızı rica edeceğim : Bu günlerde bütün dahili borçlanmalar dalgalı borçlar adı altında birleştirilmiştir. Yâni ödeme vâdeleri çok veya az yakın olanlar gibi. Bu borçlar tasarruf bankalarına yatırılan paralardan ve ihtiyat 
fonlarından meydana gelir. Eğer bunlar uzun müddet için bir hükümetin idaresine bırakılırsa dış borçların faiz ödemeleri olarak uçup gider ve bunların yerini eşit meblağda îrad depozitoları alır. Yahudi Olmayanların devlet hazinelerindeki bütün delikleri yamayan işte bu sonunculardır. Biz dünya tahtına çıktığımız zaman bütün bu mâlî ve benzeri desiseler bizim menfaatlarımız ile uygun olmadıklarından süpürülüp giderilecektir. Böylece bir iz bırakmadan bütün para borsaları da ortadan kaldırılacaktır. Çünki biz değerlerimiz üzerinde fiyatların değişmesi ile iktidarımızın itibarının sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz ve onların tam değerlerini gösteren fiyatı alçalma ve yükselme imkânı olmaksızın kanun ile ilân edeceğiz. (Yükselme, alçalma için bahane teşkil eder. Gerçekten biz Yahudi Olmayanların değerleri üzerinde alçaltma yapmak için evvela yükseltme ile işe başladık.) Biz para borsalarının yerine hükümetin muhteşem kredi müesseselerini geçireceğiz. Bunların gayesi, hükümet görümlerine göre sanayi değerlerinin fiyatlarını sabit tutmak olacaktır. Bu müesseseler piyasaya bir günde beş yüz milyon sanayi senedi sürecek veya aynı miktarın tümünü satın alacak bir durumda olacaktır. Bu suretle bütün sanayi teşebbüsleri bize bağlı hale gelecektir. Onunla kendimiz için ne muazzam bir kuvvet temin edeceğimizi kendiniz tasavvur edebilirsiniz.
PROTOKOL – 22 
Şimdiye kadar ben size söylediğim her şeyde istikbal için şimdiden ortaya çıkmaya başlayan büyük hadiselerin seline dalarak, gelmekte olanın ve geçmişin ve halen cereyan eden şeylerin sırlarını, Yahudi Olmayanlar ile münasebetlerimizin ve mâlî muamelelerin sırlarını dikkatle tasvir etmeğe çalıştım. Bu mevzuda ilâve edeceğim hâlâ az bir kısım şeyler kalmıştır. 
Günümüzün en büyük kuvveti altın, ellerimizdedir. İki gün içinde depolarımızdan istediğimiz miktarda tedarik edebiliriz.Elbette bizim hükümdarlığımızın Allah tarafından önceden mukadder kılındığına başka delil aramağa lüzum yoktur. Elbette böyle bir servetle çok yüzyıllar boyunca icra etmeğe mecbur olduğumuz kötülüklerin nihayet gerçek refahı doğurduğunu yâni her şeyi düzene getirdiğini isbat etmekte başarısızlık göstermeyeceğiz. Her ne kadar bazı şiddet hareketleri ile de olsa yine de hepsi aynen tesis edilecektir. Biz yarılmış ve parçalanmış dünyaya gerçek iyiliği ve aynı zamanda şahıs hürriyetini, iade etmiş olduğumuzu ve bununla tesis ettiğimiz kanunları sıkı bir şekilde tatbik ederek uygun derecede ilişkiler ile sulh ve sükûndan istifade etmesini mümkün kıldığımızı isbat etme yolunu bulacağız. Biz bununla açıklayacağız kî hürriyet, sefaheti ve gem vurulmamış düzene riayetsizlik yetkisini içinde bulundurmaz ve bundan başka bir kimsenin mevki ve kuvveti, vicdan hürriyeti, eşitlik ve benzeri şeyler içinde herkes için yıkıcı prensipler neşretme yetkisini içinde bulundurmaz. Şahıs hürriyeti, hiçbir surette düzensiz kitleler önünde menfur nutuklar ile kendisini ve başkalarını tahrik etme yetkisini içinde bulundurmaz. Çünki gerçek hürriyet, birlikte hayatın bütün kanunlarına ve insanın şerefine saygı ile ve sıkıca riayet eden ve yetkilerin mevcut oluşları gibi mevcut olmayışlarının da şuuruna sıkıca sarılmış olan, tamamen ve yalnızca kendi şahsının mevzuu etrafında tuhaf tahayyüllerde bulunmayan şahsın dokunulmazlığını ifade eder. Bizim otoritemiz parlak olacaktır. Çünki o çok kuvvetli olacak, hükmedecek, yönetecek ve büyük prensipler diye isimlendirdikleri, gerçekte ütopik konuşmalardan başka bir şey olmayan mânâsız sözler ile boğuk sesle bağıran liderlerin ve konuşmacıların arkasında karışıklığa düşmeyecektir. Otoritemiz düzenin tacı olacak ve insanın bütün refahını ihtiva edecektir. Bu otoritenin hâlesi bütün insanlar için önünde mistik diz bükme ve saygılı korku telkin edecektir.
PROTOKOL – 23 
Herkes itaatli olsunlar diye tevazu dersleri aşılamak ve bundan dolayı lüks maddelerin istihsalini azaltmak lüzumludur. Bununla biz lüks sahasındaki rekabet ile alçaltılmış olan ahlâkı düzelteceğiz. Küçük sermaye sahiplerinin istihsalde bulunmalarını yeniden tesis edeceğiz ki bu imalatçıların özel sermayesinin altına bir mayın koyma demek olacaktır. Bu, şu sebep için de zaruridir ki büyük mikyasta imâlat yapan imalatçılar her zaman şuurlu olarak olmasa da sık sık kitlelerin düşüncelerini hükümete karşı çevirirler. Küçük sermaye sahiplerinin adamları işsizlik nedir bilmezler ve bu durum onları mevcut düzene ve bunun neticesinde otoritenin sağlamlığına sıkıca bağlar. İşsizlik bîr hükümet için en tehlikeli şeydir. Bizim için onun rolü otoritenin bizim ellerimize geçtiği an bitmiş olacaktır. Sarhoşluk da kanun ile yasak edilecek ve alkol tesiri altında vahşî bîr hayvana dönen şahsın insan olma vasfına karşı işlenmiş bir cürüm olarak cezalandırılacaktır. Bir defa daha tekrar ediyorum ki teb’a sadece kendilerinden kesinlikle bağımsız olan kuvvetli ele körü körüne itaat gösterirler, Çünki onlar o elin içinde: bir müdafaa kılıcı ve sosyal felâketlere karşı dayanak hissederler. Bir kralda bir melek ruhu olmasına ne ihtiyaçları var? Onda görmeleri gereken şey kuvvet ve iktidarın tecessüm ettirilmesidir. Bütün mevcut idarecilerin yerini alacak olan hükümdarımız, varlığını bizim ahlâksızlaştırdığımız cemiyetlerin arasında sürdürecektir. O cemiyetler ki Allah’ın otoritesini bile inkâr etmişlerdir. Onların arasından her tarafa anarşi ateşi sıçrar. Bu hükümdarın ilk işi bu herşeyi yutan ateşi söndürmek olmalıdır. Bundan dolayı her ne kadar onları kendi kanları ile ıslatacaksa da onları devletin bünyesini kaplayacak her çeşit acılara karşı şuurlu olarak savaşan düzenli bir şekilde teşkilâtlandırılmış ordular şeklinde yeniden meydana çıkarsın diye bu mevcut cemiyetleri kılıçtan geçirmeğe mecbur olacaktır. 
Allah’ın seçtiği bu kimse, düşünce ile değil hisleri ile ve insanlıkla değil hayvanlıkla hareket eden şuursuz kuvvetleri yıkmak için yüce yerden seçilmiştir. Bu kuvvetler şimdi hürriyet ve hukuk prensipleri maskesi altında soygunculuk ve her çeşit zorbalık tezahürleri içinde zafer şenliği yapıyorlar. Onlar, harabeleri ürerinde Yahudilerin tahtını kurmak için her çeşit sosyal düzeni devirmiş bulunuyorlar. Fakat o, krallığının başına geçtiği anda onların rolü nihayete erecektir. O zaman onları, yolunun üzerinden süpürüp atmak gerekecektir. O yolun üzerine, ne düğüm ne de kıymık bırakılmamalıdır. O zaman bizim dünya halklarına şöyle söylememiz mümkün olacaktır: Allah’a şükredin ve bizzat Allah’ın kendisine yıldızını rehber ettiği, alnında insan kaderinin mührünü taşıyan kimsenin önünde diz bükün kî ondan başka kimse bizi yukarda bahsedilen bütün kuvvetler ve kötülüklerden kurtaramazdı.
PROTOKOL – 24 
Şimdi kral Davud’un hanedanına ait köklerin dünyanın son tabakaları için geçerli bir hale konulması metodlarına geçiyorum. Bu geçerli hale koyma en başta bütün beşeriyetin düşüncesinin eğitimine yön verilmesi içinde, dünyanın bütün işlerinin idaresinin bu güne kadar dayandığı Siyon Liderlerimizin muhafazakâr gücünde dahil bulunmaktadır.  
Davud zürriyetinin muayyen mensupları kralları ve onların veliahdlarına miras hakkına göre değil onların göze batar kabiliyetlerine göre seçerek, siyasetin en gizli sırları içinde, hükümet plânları içinde vazife vererek fakat daima kimsenin bu sırları öğrenmemesini şart koşarak onları hazırlıyacaklardır. Bu tarz faaliyetin gayesi, sanatının gizli mevkilerinde vazife görmemiş kimselere hükümetin tevdi edilemîyeceğini herkes bilsin diyedir.  
Bu şahıslara sadece birçok yüzyılların tecrübelerinin mukayeseleri ile yukarda bahsedilen plânların pratik tatbikatı, siyasî ve iktisadî hareketler ve sosyal bilimler üzerinde bütün müşahedeler, kısaca beşeriyetin münasebetlerinin tanzimi için yaratılıştan sarsılmaz bîr şekilde tesis edilen bütün kanunların ruhu öğretilecektir. Babadan oğula intikal etmek suretile veliahd olanlar eğer eğitim zamanlarında hafifmeşreplik, yumuşaklık ve otoritenin yıkımı olan, kendilerini idare için kabiliyetsiz ve kendi içlerinde krallık vazifesi için tehlikeli yapan diğer vasıflar görülürse tahta çıkmaktan sık sık men edileceklerdir.  
Sadece kayıtsız şartsız sert kabiliyetli hattâ zâlim bir şekilde hükmedecek kimseler iktidar dizginlerini bizim Siyon Liderlerimizden alacaklardır. İrade zayıflığı veya diğer bîr çeşit kabiliyetsizlik ile hasta olma hallerinde 
krallar kanunen hükümdarlık dizginlerini yeni ve kabiliyetli ellere devretmelidirler.  
Kralların câri an için ve bundan başka istikbal için bütün faaliyet plânlan onun en yakın müsavirlerince bile bilinmemelidir. Yalnız kral ve onu korumak için yanında duran üç kişi ne yapılacağını bilecektir.  
Azimli iradesi ile kendisinin ve beşeriyetin efendisi olan kralın şahsında herkes esrarlı yolları ile beraber beşeriyetin akıbetini sezecektir. Hiç kimse kralın tertipleri ile neye vasıl olmak istediğini bilmeyecek ve bundan dolayı hiç kimse meçhul bir yolun üzerinde durmaya cesaret edemiyecektir.  
Anlaşılıyor ki kralın beyin haznesi ihtiva etmeğe mecbur olduğu hükümet plânına uygun olmalıdır. Bu sebepledir ki o ancak yukarda bahsedilen Siyon Liderleri tarafından kafası yoklandıktan sonra tahta çıkacaktır. Halkın krallarını bilmesi ve sevmesi için onun halk ile çarşı pazarda konuşması zaruridir. Bu durum bu iki kuvvetin lüzumlu perçinlenmelerini temin eder ki bunlar şimdi terör ile bizim tarafımızdan birbirlerinden ayrılmışlardır.  
Bu terör her iki kuvvetin ayrı ayrı bizim nüfuzumuza düşecekleri zamanın gelmesine kadar zarurî idî. Yahudilerin kralı, ihtiraslarının ve bilhassa şehvetinin elinde kalmış olmamalıdır. O, karakterinin hiçbir tarafına kafasının üstünde hayvanı his gücü vermemelidir. Şehvet, düşünceleri en kötü ve beşer faaliyetinin en hayvanî tarafına çevirdiğinden zihin kapasitelerini ve görüş açıklığını diğer hepsinden kötü olarak karıştırır. Davud’un kutsal zürriyetinden olan bütün dünyanın hükümdarının şahsında beşeriyetin desteği, halkına bütün şahsî temayüllerini feda etmelidir.  
Bizim hükümdarımız kusursuzluk örneği olmalıdır. Siyonun 33, dereceden temsilcileri tarafından imzalanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir